güne lülünün telefonuyla açtım gözlerimi..henüz sabahın 10.30'uydu. kalk hadi Re'ye gidiyoruz. kahfaltıya bekliolar Güloyla dedi. o an benimle dalga geçtiğini düşündüm. oha!die tepki verdim..(oysaki geceden konuşmuştuk Re'ye geçmiş olsuna gidelim.erken kalkan kaldırsın diye.)tabi s2e s2e de kalkıp hazırlandım.lülü geldi ve evden çıktık.velasıl minibüse bindik( gebze harem minibüsleri kahırlarla dol inşallah)ki çok da karşılaşmadığım fekat zaman zaman konuştuğum arkadaşım faikle karşılaştık. faik normalde konuşkan bi tip değildir.sanki içinden konuşuyormuş gibi gelir herzaman.neyse bu sabah uykusuzluktanmıdır nedir o da biraz konuşuverdi diğer karşılaşmalarımıza nazaran...neyse işte Re'lerin oraya vardık.evlerine giderken bisikletli artiz bi bebe çöt diye düşüverdi az ilerimizde..komik düştü ama o an bi üzüldüm..gülerdim eskiden olsa bol kahkalarla..gülemedim..yazık lan derken, ordan küçük bir çocuk(hüdaverdi kılıklı) hohahohahoha kahkalarıyla ohhh böle düşersin işte..öyle yaparsan böyle olur..diye düşen bebeyle fena dalga geçti.o an onun sezercik filmindeki ohh yaaa alıcam fıstığı binicem üstüne vurucam kırbacı vurucam kırbacı.. diyen çocuğa benzetmedim de değil hani:)) çocuğun düşüşü değil de işte o küçüğün dalga geçişi görülmeye değer bir komediydi:))) neyse lülükle Re'lere vardık. Re'nin ameliyat olmuş olması üzücüydü ama onun iyi olduğunu görünce içim rahatladı. ama resmen hastahane kokusu sinmişti ona.kötüydü yaa gerçekten o koku.. hiç sevmiyorum..hastahanelerde geçirdiğim günlerim aklıma geliyor.. o kokudan nefret ediorum bu yüzden.. kimse çekmesin o kokuyu..Re'nin ameliyat izini gördük..sezeryan yapmışlar kıza resmen..ne biçim lan bu doktorlar,gereksiz yere de kesiveriyorlar..bi kere daha ultrasona sokmak zor gelmiş demekki...siz siz olun sağlığınıza dikkat edin.herşey geçiyorda..sağlık elden gidince s2i tutmuş oluosun işte..neyse ziyaretin kısası makbüldür dicem ama bizimkide kısa değildiki :)) neyse ordan çıktık.çarşıya gittik.Zu'yla görüştük neim. muhabbet ıvır zıvır derken. eve geldim.. kuzenle sohbet ettik derken benim enerji bitiverdi.. bi mutsuzluk çöktü üstüme,bi duygusallık,bi isyan tavırlarına büründüm ama sonra ağladım rahatladım:)))
neyse zaman geçti evde kediyle oynaşmalar geçti..ben kaç gündür izlemeye çalıştığım ama hep yarım inen filmimi tam indirmeyi başarıp izleme girişiminde bulunup izledim.Krzysztof Kieślowski'nin yaptığı, Zbigniew Preisner'in müziklediği Adlarını Fransız bayrağının renklerinden alan üçlemenin ilki olan Üç Renk: Mavi (Özgün adı: Trois Couleurs: Bleu)'yi izledim.(hadi yine iyisiniz filmle ilgili de genel bilgiyi vermiş oldum :D ) tavsiye ederim. üçlemenin diğer ikisini de izlicem beyaz ve kırmızı'yı da.siz de izleyin.
filmin başrol oyuncusu juliette binoche süpersonik bi hatun. bu hatunun diğer filmlerine bakarken.dün bulduğum "aslı gibidir" (copie conforme) adlı fransız filminin "filmekimi" etkinliği içinde gösterileceğini bugün öğrendim ve bilet baktığımda tükenmiş olduğunu gördüğümde adeta yıkıldım. niye lan..bir tane bile yok mu şimdi bilet..ne açmışız sinemaya arkadaş..bütün biletler tükenmiş..tüketiciyiz zaten bizler hiç üretici olamıyoruz.. neyse bu başka bi konu zaten.. sonra yine acıktım ben.gecenin 2sinde kaç tane manyak vardır benim gibi tavuk sote benzeri bişi yapar.ve afiyetle yer..(üstelik midem rahatsız..al işte gene kaynıyor)ama kendime hakim olamıyorum.aç kalmaktansa mide yanmasını tercih ediyorum..rahatsızım biliyorum..ama güzeldi lan.biliyorum ben bu yemek işini cidden.. kedim bile severek yedi.bide göt tabağından değil de ille elimden yemek istemiyor mu o an kafasına vurasım geliyor. hayır bende aç olmasam sorun değil de.. açken çekilmiyosun be güzelim..git kendin ye..(tabi kıyamayıp önce onu doyurduğum da bir gerçek)
bu arada ben bunları yazarken fox'da bayj'nin sunduğu şu yarışma vardı..çöt çöt bilemeyenleri suya atıverdiler..izlerken adrenalin salgıladım resmen:)
neyse işte yaa böyle birgündü..eksiği vardır fazlası yoktur..sıradan birgündü işte..ben sıkılmaya devam ederken iç güveysinden hallice selamlarım sizleri..
saygılar :)
6 Ekim 2010 Çarşamba
5 Ekim 2010 Salı
çişim geldi anneeğğğğ
akşam içtiğim çayların idrar torbama direk girip dışarı çıkmak için sıkıştırması ve benim ısrarla salmamam görülmeye değerdi.üstüne sanki çişim yokmuş gibi hadi hop bize gidelim modu kışkırtıcıydı. yolda yürürken soğuk havanın dalga dalga etkisiyle ucuna gelmesi,işeme isteğimin artması bir çükümün olmadığına küfretmeme neden olmuştu.yürüyüşüm değişti yahu o kadar sıkışmıştım ki. beni tanıyıpta o yürüyüşümü gören biri çişimin ucunda olduğunu anlayabilirdi:) yeni sünnet olmuş bir erkek gibi yürüyordum. sonunda eve ulaştık,W.C ile aramda bir bağ kuracağımın hayalini kurarken annem her zamanki gibi kapıyı arka uzun kilitten kapatıp açıp kendince eğlenmeye başlamıştı bile.(altıma işediğimi sandınız dimi hahahah:) ama işemedim hıh) o anda kapının oraya salmak istesemde üstüm başım pislencek,sidik kokucam ve bu soğukta banyoya girip götümü dondurcam diye bunu yapmadım.çişim var anneeğğğğ geyiği bırak kapıyı aç diye anırmayı tercih ettim:) belki de geyiği bırak dememişdir ama içimden geçen oydu :D neyse ayakabılarımı bir tarafa çantamı bi tarada atıp okuldan yeni gelmiş,çişi olan bir çocuk gibi kendimi W.C'nin kollarına atıverdim..boşaldıktan sonra ohhhh demenin verdiği haz paha biçilemez :)))
içeri ,salona geçtiğimde kardeşim evi buram buram tost kokutmuş homini gırtlak yerken canımızın tost çektiğini fark edip hemen mutfağa yöneldim. süpersonik peynirli tostlarımızı yapıp lülüyle yedikten sonra kediyle oynaşma zamanı gelmiş anlamamışım.. lülü kediyle oynaşırken telefonun penasıyla oynaşan kedi için "kedi penası" diyiverdi. bi anda ağzımdan "sütü seven kamyoncu"dökülüverdi :))
"sütü seven kamyocuu tem'e
düşük donla yüzülür mü beeee" :)
velasıl bunun ardınlan lülüş evine doğru yol alırken bende online aldığım dersin 3. ödevini tamamladım..çok da afili oldu lan.. sertifikayı bana versin nolur lan.. mutlu olayım ben:)
onlar erdi muradınaaaa biz çıkalım kerevetine diyerek saygılarımı sunarım:))
içeri ,salona geçtiğimde kardeşim evi buram buram tost kokutmuş homini gırtlak yerken canımızın tost çektiğini fark edip hemen mutfağa yöneldim. süpersonik peynirli tostlarımızı yapıp lülüyle yedikten sonra kediyle oynaşma zamanı gelmiş anlamamışım.. lülü kediyle oynaşırken telefonun penasıyla oynaşan kedi için "kedi penası" diyiverdi. bi anda ağzımdan "sütü seven kamyoncu"dökülüverdi :))
"sütü seven kamyocuu tem'edüşük donla yüzülür mü beeee" :)
velasıl bunun ardınlan lülüş evine doğru yol alırken bende online aldığım dersin 3. ödevini tamamladım..çok da afili oldu lan.. sertifikayı bana versin nolur lan.. mutlu olayım ben:)
onlar erdi muradınaaaa biz çıkalım kerevetine diyerek saygılarımı sunarım:))
2 Ekim 2010 Cumartesi
lola
okulun ilk yılıydı.hemen adapte olmuştum ortama tuhaf bi şekilde. ilginçtir ki yaşadığım yerden insan bile vardı..şimdi düşünüyorum da iyiki varmış..velasıl o yıllarda kendi halimce takılırken hep bir isimden bahsedilirdi..bi hatundan.. hatun hakkında söylenmeyen şey yoktu...deli olmasından tut sürtüklüğüne kadar herkes bişey söylerdi..1 yıl kadar hep bu hatunun adını duydum ama hiç kendisini görmedim.. kim lan bu karı,ne iş diye düşünüp durdum. benim için o hayelet bir aktristti...çoğu kişi korkuyordu ona sataşmaktan.. kim lan bu kız niye ben hiç görmüyorum... gel zaman git zaman okuldaki olay neydi hatırlayamıyorum ama konser gibi bişey vardı sanırım onu ilk gördüğüm,tanıştığım gün oydu...yakın arkadaşlarımdan biriyle gelmişti...tanıştık felam..gayet yavşakça duruyor,sürtük sürtük muhabbetler ediyor,ağzı bozuk küfürler eksik olmuyor,çoğu kişiyle dalga geçiyordu...o an ona sinir olmuştum..bende gayet küstahça davranıp pek siklememiştim o gün onu... o da içten o zamandan beri kıl olurmuş bana...bunu duydukça çokda s2me diyordum:)yine gel zaman git zaman evvel zaman içinde kalbur saman içinde derken yakın arkadaşlarımdan birine yavşadığını öğrendik bu hatunun...lan olum yapma etme dedik dinletemedik çocuğa...hatun sürtük olmasının yanında güzel,çekici ve seksiydi de...şuan düşünüyorum da erkek olsam bende bizim sözlerimizi s2me takmazdım yani:)) velasıl bunlar uzun zaman beraber oldular(hatundan beklenmicek bi davranıştı oysaki) aynı eve felam çıkıp,bana komşu olmuşlardı...benim eve gelmemi istemezdi hasbam,bende çok s2mde diyip giderdim yüzsüzce..(sonuçta sevdiğim insanlar o evdeydi) gel zaman git zaman biz iyice birbirimize diş bilemiştik...elimizden gelse birbirimizi bi kaşık suda boğucak olurduk..ama bir yanda da şunu düşünüyorduk ne iş lan bu hatun..neden böyle bu karı.. diyoduk ben onun için o benim için dermiş... bir zaman bu böyle devam etti..sonra bir gün o beni okulda durdurdu.seninle bi kahve içelim diye..işte birbirimize olan sevgimizin temelleri o kahveyle atılacağını bilemezdik ki... oturduk,kahvelerimizi aldık,sigaramızı yaktık...ee başla dedik gayet küstah bir tavırla... derdin ne kızım senin vs..ler uçuşup gittiler masamızdan.. sonra saçma sapan bir diş bilemeye girdiğimizi farkettik...olaylar birbiri ardına gelişmeye başlamıştı ben ona gidiyor,o bana geliyordu...beraber oldukça birbirimiz hakkındaki herşeyi öğreniyoduk...ilerleyen zamanlarda gördük ki aslında benzer yaşamlarımız varmış...gel zaman git zamana geldik yine o bar senin bu bar benim dolaşıp durduk..tabiri caizze mına koduk ortalığın... canımız mı sıkıldı,paramız mı yok hiç önemli değildi,eğlenicek bişey bulurduk...en zevkli zamanlarımız akşamdan kalma günlerimizdeki sabah kahvaltılarıydı..balkonda saatlerce kahvaltı masasında oturur bir demlik çayı içer sohbet ederdik...ardından kahve yapar oturmaya devam ederdik...ders saati geldi lan...yaaa siktiret 2. derse gideriz der o günü öyle geçirir, akşam olunca da hadi bi yürüyüşe çıkalım der kendimizi mekanda bira içerken bulurduk:)) nasıl oluyordu da oraya gidyorduk hep bilemiyoruz ama hep sonumuz o mekan olurdu...havalar iyiden iyiye ısınıyordu,şenlikler başlıyordu...otobüse kim para vercek lan kutsal baş parmak bizi hiç yalnız bırakmıyordu... gitceğimiz her yere otostopla gidiyorduk... sırt çantası sırtımızda içinde iki üç parça kıyafet tekila şişeleriyle... o sıralar elde edemeyeceğimiz hiçbişi yoktu...kral ve kraliçe bizdik:) o bahar şenliğini hiç unutamıyoruz.. tekila shot yapıp dönme dolaba binerdik...onun da dediği gibi durdursak o günü o anı, herkesi, sadece biz olsak gülen yüzlerimizle...nasıl olmuştu da birbirimize nefret doluyken aşkla dolmuştuk kim bilebilirdi..ama bildiğim bişey vardı orda beni ondan başka seven yoktu,beni anlayabilen,kaprislerime katlanabilen başka biri yoktu...kimse sevmezdi onu,arkasından atıp tutarlardı ama bilmezlerdi onun yüreğinin hepsinden büyük olduğunu..sevgisi ne kadar büyükse nefretininde bi o kadar şiddettli olduğunu...okula girdiğimizde herkes döner bi bakar fısır fısır konuşurdu arkamızdan. bizde görürdük..ama bilmezlerdi bizim için birer kukla olduklarını...iplerinden tutardık istediğimiz şekilde konuşturur,oynatırdık,bilmezlerdi malzeme vermesek konuşcak bişileri olmayacağını...eğlenirdik bunla bile onunlayken...o kadar çok şey var ki aslında anlatmaya değer ama buna parmaklarım dayanacak gibi değil hani...belki bir gün kısa kısa anlatırım hikayeleri sizde zevklenirsiniz..belki kendinizden bişiler bulursunuz...hayat bize güzeldi o yıllarda...sabaha kadar içip sınava sarhoş kafa gidip eve gelip beraber uyumak gibisi yoktu.çoğu kişi aramızda bişi var sanıyordu.. sanın lan o.ç'ları diyoduk bizde hiç bozuntuya vermeden...lezbiyen mi görmek istiyosun görün amk derdik...şenliklerde tanıştığımız çocukların bize tanrıça muamelesi yapması da ayrı keyif vericiydi...sizin gibi hatunlar tanımadık...ne lan uzaydan mı geldik biz diyip dalgamıza bakıoduk... sanırım biz değil de onlar farklı dünyalardaydı... sizin kafanıza erişmek için ne yapmak lazım bilememiştik... :) develer telal pireler berber olmuş iken biz hep aynı kaldık.. şimdi etrafımıza bakıyoruz da herkes değişmiş, peki ya biz, değişime uğramadan kalmayı nasıl başardık.sanırım geçmişte yaşamaya borçluyuz bunu... iyi miydi kötü müydü bu bilemezdik ama içimdeki çocuğu,enerjiyi hala canlı tutan bu kadına sevgimin bitmeyeceğini ve ona teşekkür etmeyi istedim bi an...yaptıklarını çekinmeden anlatabilen,arkadan iş çevirmeyen,sevdiğine dürüstçe sevdiğini sevmediğine doğrudan sevmiyorum diyen bu kadın gibi bi kadın görürseniz onu kaybetmeyin...ondan zarar gelmez...biraz çılgındır ama hep mutlu olursunuz...
saygılar...
**piçç bu yazdığımı senin okumayacak olman ne güzel..götün kalkmıcak hahaha:) seviyorum kadın seni...
saygılar...
**piçç bu yazdığımı senin okumayacak olman ne güzel..götün kalkmıcak hahaha:) seviyorum kadın seni...
29 Eylül 2010 Çarşamba
sepet sepet yumurta...
good morning vietnam diye bir radyo programı varmış eskilerde. filmi bile yapılmış felam.he bide bi zamanlar şu film vardı günaydın istanbul kardeş felam.velasıl bir günaydın demeyi bu kadar uzatmayı başarmak sadece bana has olsa gerek.. ulan ne günaydını demek istiyorum 2 saat uyudum ya da uyumadım.. bi uykusuzluktur almış başını gidiyor.. bok mu var mk demeden edemiyorum. tamam uyumayı denedim, bunu gerçekten denedim ama uyuyamıyorum lan. noldu bana böle. yastığa kafamı koyar koymaz uyurdum velasıl artık yok öle bişi..her neyse ben bundan bahsetmicektim tabiki..insanlar napar beyinlerini dinlendirmek için uyurlar dimi..bedenin de bir uyku vakti felam var. kendim uyuyamıyorum ya ben o da uyumuyo bende. ulan uyuyorum kafamdan milyonlarca cümle geçiyor.. ee yetti gari diip kalkıp bilgisayarı açtım ehnihayetinde tabi.yazıyorum lan işte huzur verin diye bağırmak istedim..neyse aklıma neler neler gelmedi ki.. ya sizde ilkokulda ankettir,hatıra defteridir yapıyor muydunuz? ay düşündükçe gülüyorum,mutlu oluyorum yine hahaha.. anketlerde sorardık ya hani(lan herkeste de istisnasız olurdu hahaha ne koyun sürüsüymüşüz)o zamandan belliymiş hani.. neyse işte sorularda
isim cisim bilmemneler haricinde
kullandığın parfüm
en son gittiğin film
en sevdiğin kitap
en sevdiğin sinema türü
en sevdiğin renk
en sevmediğin renk
hobilerin,fobilierin(o zamanlarda ne hobisi ne fobisi varsa artık göt kadarsın lan )
sevdiğin artist vs vs
gibi sorular vardı..
herkeslerde yanıtlardı. hahah sen yapmadın mı lan dürrüük diyebilirsiniz bana..bende yaptım lan tabi..bizde çocuktuk,ilkokuldaydık yaptık tabi en alasından hemde.. şimdi o defter nerde bilinmez tabi ama o zamanlar aklımız ermesede buna aslında karakter tahlili yapmışız o zamanlar.. şimdi elime geçse o defter orda yazan arkadaşların gelecekte(şimdiki zamanda) nasıl insanlar olduklarını az çok tahmin edebilirim herhalde.. lan ne koyunmuşuz hahaha bak yine güldüm...büyüdükçe bu anketlere devam etsek ilk kez ne zaman seviştin?
ilk kime verdin?
kaç adamla/kadınla beraber oldun? gibi sorularda olmazsa ben bu işi bırakırım..bu sorulara da çoğu kişi ya (-) koyar ya da öle bişi olmadı diyerek yanıt verir. siktirr lan yorraam demek istiyorum o kişilere de burdan saygılarımı sunarak..
bide hatıra defterleri vardı..hani hepimizin birbirine yazdığı bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için diye başladıklarımız...ne kalbi ne temizi lan..mal mısın nesin?ne biliyosun da kalbin kadar temiz sayfa diyosun.. bir kere birsürü kimyasalda geçiyor o sayfa nesi temiz lan beyinsiz diyesim var...bide bi mani attırıverirdik oraya
sepet sepet yumurta
sakın beni unutma
unutursan küserim
mektubunu keserim
diye
hani lan yumurta hani mektup..götlerr nerdesiniz..yolda görseniz yolunuzu değişirsiniz amıklar..büyüdünüz de adam mı oldunuz lan. kanınız mı bitlendi.. o defterleri bulup çöt çöt suratınıza çarpmak istedim. hani lan unutmucaktın felam o kadar mani sallamışın götelek nolduu demek isterdim doğrusu ama kim uğraşcak lan
nerde çokluk orda bokluk zaten..görüşsen nolur görüşmesen nolur..neyse velasıl bana görüştüklerim yetiyor..öle mani felam da yazmadılar hani bana,kalbim kadar temiz bi sayfam var mı onu da bilmeden yanımdalardı..zaten kimsenin kalbi temiz değil amk...büyüdükçe kirlendik..
neyse sevgili arkadaşlar saat sabahın 10'u olmuşken en güzel şey çay demleyip,güzel bir kahfaltı hazırlamaktır.üşenmeden fırına gidip simit,vs alacağım,pattes kızartacağım yanına da sonra da lülüşümü çağırıp beraber güzel bir kahfaltı edeceğiz.. siz bu satırları okurken canınız çekecek bu kahfaltıyı ama avcunuzu yalayın biz çoktan silip süpürmüş olacağız :))))) sevgiyle kalın
saygılar....
isim cisim bilmemneler haricinde
kullandığın parfüm
en son gittiğin film
en sevdiğin kitap
en sevdiğin sinema türü
en sevdiğin renk
en sevmediğin renk
hobilerin,fobilierin(o zamanlarda ne hobisi ne fobisi varsa artık göt kadarsın lan )
sevdiğin artist vs vs
gibi sorular vardı..
herkeslerde yanıtlardı. hahah sen yapmadın mı lan dürrüük diyebilirsiniz bana..bende yaptım lan tabi..bizde çocuktuk,ilkokuldaydık yaptık tabi en alasından hemde.. şimdi o defter nerde bilinmez tabi ama o zamanlar aklımız ermesede buna aslında karakter tahlili yapmışız o zamanlar.. şimdi elime geçse o defter orda yazan arkadaşların gelecekte(şimdiki zamanda) nasıl insanlar olduklarını az çok tahmin edebilirim herhalde.. lan ne koyunmuşuz hahaha bak yine güldüm...büyüdükçe bu anketlere devam etsek ilk kez ne zaman seviştin?
ilk kime verdin?
kaç adamla/kadınla beraber oldun? gibi sorularda olmazsa ben bu işi bırakırım..bu sorulara da çoğu kişi ya (-) koyar ya da öle bişi olmadı diyerek yanıt verir. siktirr lan yorraam demek istiyorum o kişilere de burdan saygılarımı sunarak..
bide hatıra defterleri vardı..hani hepimizin birbirine yazdığı bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için diye başladıklarımız...ne kalbi ne temizi lan..mal mısın nesin?ne biliyosun da kalbin kadar temiz sayfa diyosun.. bir kere birsürü kimyasalda geçiyor o sayfa nesi temiz lan beyinsiz diyesim var...bide bi mani attırıverirdik oraya
sepet sepet yumurta
sakın beni unutma
unutursan küserim
mektubunu keserim
diye
hani lan yumurta hani mektup..götlerr nerdesiniz..yolda görseniz yolunuzu değişirsiniz amıklar..büyüdünüz de adam mı oldunuz lan. kanınız mı bitlendi.. o defterleri bulup çöt çöt suratınıza çarpmak istedim. hani lan unutmucaktın felam o kadar mani sallamışın götelek nolduu demek isterdim doğrusu ama kim uğraşcak lan
nerde çokluk orda bokluk zaten..görüşsen nolur görüşmesen nolur..neyse velasıl bana görüştüklerim yetiyor..öle mani felam da yazmadılar hani bana,kalbim kadar temiz bi sayfam var mı onu da bilmeden yanımdalardı..zaten kimsenin kalbi temiz değil amk...büyüdükçe kirlendik..
neyse sevgili arkadaşlar saat sabahın 10'u olmuşken en güzel şey çay demleyip,güzel bir kahfaltı hazırlamaktır.üşenmeden fırına gidip simit,vs alacağım,pattes kızartacağım yanına da sonra da lülüşümü çağırıp beraber güzel bir kahfaltı edeceğiz.. siz bu satırları okurken canınız çekecek bu kahfaltıyı ama avcunuzu yalayın biz çoktan silip süpürmüş olacağız :))))) sevgiyle kalın
saygılar....
time is killing me
saat sabah'ın 4'ü. hep bu saatlerde bişiler atıyorum buraya dimi..neyse..oturuyorum işte boş boş..zamanı öldürüyorum,zaman da beni...yasemin kokusu geliyor burnuma sigaranın isini sıyırmış.ne güzeldir yasemin kokusu hem dinlendirir hem mutlu eder.. eskiden daha bi mutlu olduğumu anımsıyorum.. daha eğlenceli,daha canlı,daha konuşkan,daha enerjik..hep diyorum ya hayat yordun beni diye..gerçekten yorulmuşum şu gencecik yaşımda. anneme bakıyorum atom karınca gibi..bi orda bi burda.durdurak bilmiyor.(maşallah güzel anneme) onun yaşına geldiğimde huzur evinde aksi bir kadın olacağımı görüyorum..annem gibi olmak her kadı kızının harcı değil gerçekten.sabır,sevgi,şefkat,merhamet,çalışmak,insanlara uyumlu olmak.. şunlardan biri bile tam değilken ben de nasıl onun gibi olabilmenin hayalini kurarım ki..neyse.. yasemin sıkalım odamın her yerine..biraz daha mutluluk istiyorum..içim dolup dolup taşıyor.kendimi zor tutuyorum yağmurlarımı yağdırmamak için..düşünüyorum da nasıl bu duruma geldiğimi,ben bile bulamıyorum..dedim ya hayat yordun beni..ben zamanı öldürürken,o beni diriltip diriltip öldürmeye devam ediyor..son zamanlarda sinirli ve agresifliğimin sebebi bile yok..sadece insanlara tahamül edemiyorum artık. fazla geliyorlar bana...off uzun zaman olmuştu böyle yazmayalı da..yazarken bile kendime kızıyorum ama böyle yazmazsam düzelemeyeceğimi de biliyorum. her zaman derim herkes kendisinin doktorudur diye. önce kendimizi hasta ederiz yaşadıklarımızla,düşüncelerimizle sonra yine aynı yöntemle ilaç oluruz kendimize,reçetimizi kendimiz yazar,kendimiz bozarız..ahh ruh eczanesindeki ruhi bey bakar mısınız?ordan 3-5 kutu unutturucu haplardan lütfen.evet nakit ödeyeceğim..kafamdakiler sizde kalabilir,nasılsa ben yenilerini yaratırım...artık hiç bişeyden etkilenmiyor olmam normal mi?ne duygu ne anı ne başka bişi..bomboş geliyor herşey...hayır isyan ediyorum buna..ben böyle değildim..böyle olmak istemiyordum,kim aldıysa geri versin beni..ben olmadan yaşayamıyorum..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
