1 Ağustos 2013 Perşembe

günün şarkısı

Miss gibi yağmurlu bir İstanbul'a uyanmak kadar huzur veren nedir ki? (tabiki de çok fazla ama yağmur,miss gibi toprak kokusu da bunlardan biri)
Lafı çok uzatmıcam bugünü Lana Del Rey günü ilan ediyorum :) günün şarkısı da istisnasız Summer Wine'dır.
Ne güzel yorumlamışsın ne güzel kliplemişsin içim bir hoş oldu. Villie Valo  ve Natalia Avelon'dan da dinlemesi mükemmel olan bu güzelim şarkıyı bir de Lana Del Rey'in o yumuşacık sesinden dinlemek sabah  sabah nasıl iyi geldi.
Hadi hep birlikte oooo summer wine :)

Lane Del Rey-Summer Wine


xoxo :)

26 Temmuz 2013 Cuma

kedili filmler,şarkılardan bi kuple

kedili şarkılar,kedili filmler,kedileerrrr
ay evet pek severim kedileri. hem asil hem zeki hayvanlardır. mutsuz olduğunuzda huzur verir,mutlu ederler sizi.
Şimdi nerden çıktı kediler demeyin konsept yapasım geldi size. sevdiğim kedili film ve şarkıları sizle paylaşasım geldi. Sevmeyen varsa belki bu sayede sever, kimbilir :)

An itibariyle keşfettiğim bu güzel şarkıyla açılışı yapıyorum .
Bertie Blackman-Black Cat

2. şarkı alternatifimiz ise eskilerden bir parça(bir zamanlar nick olarak kullanırdım yamuk prensesi,teee memesen zamanı) bilmeyeniniz,duymayanınız varsa öğrensin Kara Kedi iyi gruptur.
Rüyana girsin öcüler, Yamuk prenses kedi cüceler,masken düşsün herkes görsün,seni kendin gibi...
Kara Kedi- Yamuk Prenses Kedi Cüceler 

Ve film önerilerimiz.
Tabikide vazgeçilmez, kült film, muhteşem yönetmen Emir Kusturica'dan geliyor Kara Kedi Ak Kedi
(aynı zamanda bir zamanlar mail adresimdi buda :)  bende ne anasının gözüymüşüm) Film 1998 yapımı romantik komedidir. Canı sıkılanlar için bulunmaz hint kumaşıdır. Hala izlemediyseniz muhakkak izleyip arşivinize almayı da unutmayınız.
Filmin soundtrackleri de dinlenmeye değer. Usta müzisyen Goran Bregovic ellerinden çıkma.


filmin soundtracklerini dinleyin diye :)

Ve tabiki izlemekten hiç sıkılmayacağınız Hayao Miyazaki klasiği olan My Neigbour Totoro. İlk izlediğimde de aynı hayranlığı duyduğum ve hala sıkılmadan döndürüp dolaşıp filmlerini izlediğim bu güzel zekanın ürünü Komşum Totora 2 kız kardeşim babalarıyla birlikte hastahanede yatan annelerine yakın olmak için taşındıkları yeni evlerindeki büyülü olayları konu almakta. Evlerinin yakınındaki ormanda yaşayan sevimli kedi Totoro'yla arkadaş olmalarıyla büyülü bir dünyanın kapılarından geçen Satsuke ve Mei ile sizde bu büyülü dünyaya ortak olacaksınız.


iyi seyirler, dinlemeler,herbişeyler. Bu güzide eserleri sizle paylaştığım için pek mesutum.
hadiyin bugünlük bu kadar. 

Pippi G.'den Sevgiler,
xoxo



21 Temmuz 2013 Pazar

Jack The Giant Slayer (Dev Avcısı Jack)

Haftasonu yapacak birşey bulamayınca kış aktivitelerine bir dönüş yapalım dedik ve yine sinema gecelerine dönüş yaptık. İyi de yaptık. Lafı çok uzatmadan ne izlediğimize giricem. Jack the Giant Slayer (Dev Avcısı Jack). Tabi ismi böyle sununca sanki yeni birşeymiş gibi gelebilir bazılarımıza ama değil dostum. Küçükken masal seven bi çocuksan, çizgi filmlerle büyümüş ve hala onlardan vazgeçememişsen bu güzel fantastik filmin aslında Jack ve Fasulye Sırığı masalı olduğunu hemen çökezlersin:) 

İsmine bakar bakmaz yuppiii dediğim ve 5-6 yaşıma dönüş yaptığım bu filmi tüm fantastik film severlere tavsiye ederim. IMDB puanı 6.4 olsa da hep dediğim gibi IMDB'ye çok da tamah etmeyin. Son zamanlarda hep fiyasko puanlamaları. Velasıl nasıl bir hikayeydi Jack the Giant Slayer? Aslında küçükken dinlediğim ve çizgi filmini izlediğim Jack ve Fasulye Sırığı'na fantastik özellikler ekleyerek zenginleştirmişler. Biraz action, biraz romantizim bolca efektle sıkılmadan izleyeceğiniz bir film yaratılmış. İyi de yapmışlar. Böyle güzel işlerin hastasıyız.
Aslında bu hikaye bir İngiliz efsanesine dayanmaktadır. (efsaneleri severim evet). Baktığınız zaman zengiz kız fakir oğlan masalı da diyebilirsiniz:) Birbirlerinden habersiz, büyüyene kadar her gece aynı efsanevi masalı dinleyen, okuyan iki gencin maceracı ruhlarının bir araya gelişi ve olaylar olaylar.
Efsanenin başında devlerle savaşan Kral Eric savaşı kazanır ve yıllarca ülkesi barış içinde yaşar. Tabii bu sırada devler insanlara kin ve nefret duymaya gökyüzündeki diyarlarında devam ederler. Tabii her hikayede olduğu gibi bizim hikayemizde de bir brütüs vardır ve krallığa karşı hain planlar içindedir. Bu dingilin hain planlarını fark eden ülkenin zekaca üstün keşişleri ona engel olmaya çalışıyım derken işler istemeden de olsa sarpa saracaktır. Sevgili prensesimiz Isabelle'in () saraydan kaçması ve tesadüf eseri onu bizim fakir çiftçimiz Jack'in () fakirhanesine gelmesiyle olaylar çorap söküğü gibi başlar. 
Küçükken ıslak pamuk altında yetiştirdiğimiz küçük fasulye tanesinin dev bir sarmaşığa dönüşüp nasıl devler ülkesine giden bir geçit oluşturduğuna şaşırcak ve gözlerinizi kırpmadan izleyecekseniz. (belki de çok şaşırmazsınız,sanki bana hergün dev sarmaşık görüyorsunuz;) )
Jack'in Isabelle'i kurtarmak için devlere karşı yaptığı zekice hamleleri görünce hee tamam ondan dedirtebilir ama unutmayalım ki bu bir masal. Devlerin ülkesinin ve devlerin muhteşem bir şekilde tasvir edildiği bu güzel fantastik film sizde çocukluk anılarınızı canlandırabilir ve keşke küçükken dinlediğimiz o mükemmel masalların hepsini film yapsalar dedirtebilir.

Filmimizin yönetmeni Valkyrie, X-Men ve The Usual Suspects gibi önemli yapımlara imza atan ünlü senarist ve yönetmen Bryan Singer.
Film 114 dk
2013 yapımı bu filmi mutlaka arşivinizde barındırmalısınız.
Filmi izlemeden fragmanına bakmak isteyenleri buraya alalım.
Soundtrack severler filmin soundtracklerini buradan dinleyebilirsiniz.

eee bu kadar okuduysanız filmi de izleyip kafanızdaki eksik bilgileri tamamlayın canlarım :)

xoxo

24 Mart 2013 Pazar

Un heureux évenement



bir film ne kadar etkileyebilir hayatımızı?
bazı filmler vardır izlemeye doyamazsınız. tekrar tekrar izlemekten bıkmazsınız. bazı filmler vardır ki lanet edersin ” hay bin lanet,izlemeseydim iyidi” dedirten. bazı filmler vardır ki tek vuruşta kalıcı hasar bırakan.
işte gece gece buna benzer bişey izledim.her sahneyi yaşadım.karakter ağladıkça ağladım güldükçe güldüm. ama bu bir kadının dramıydı. aslında bütün kadınların yaşadığı, yaşayacağı dramı gözler önüne seriyordu. içimizde öyle fırtınalar eser ki hiçbir erkek beyni bunu çözümleyemez. bunun bir formülü de yoktur zaten. hormonlarıyla hareket eden varlıklarız nihayetinde. içten içe hayır dediğimiz şeyler her zaman en çekici gelenlerdir. bir karşı çıkışımız varsa aslında doğa karşı durmak istemeyiz. ve her kadının aslında içinde ölmeden anne olmayı istemek vardır. 
şu kadar söyleyim ki hamile bir kadınsanız ya da çocuk doğurmayı planlıyorsanız ”un heureux ´evenement”  kesinlikle İZLEMEMELİSİNİZ! hayata karşı ne kadar güçlü olursanız olun anne olmaya kalkıştığınızda bütün kalkanlarınızın nasıl indiğini, herşeyle baş etmeye çalışmanın ne kadar yıpratıcı olabileceğini, sevgilim dediğiniz kişiyi düşmanım olarak görmeye başlayacağınız bir dönemden bahsediyor. sadece bununla kalsa iyi doğum denilen bazı kadınlar için mistik bir dünyanın kapılarının aralandığı bir oluşum bazıları içinse ne kadar korkutucu olduğunu göstergesi “un heureux ´evenement” türkçe çevirisiyle “aramızda bebek var” yada filmdeki çevirisiyle ” mutlu bir olay”. Hangisi size uyarsa artık.
şunu diyebilirim ki film çok başarılı bir şekilde anneliği,kadınlığı,ilişkiyi anlatmış. filmi izlerken sevişmek isterseniz noluyor len demeyin,film bitince geçer. tıpkı başka bir filmi izlerken canınızın sigara çekmesi gibi;)  Ama bir kez daha anladımki benden anne olmaz:) o işi ben kotaramam.
filmde beni en etkileyen cümle,belkide anlatmaya çalışılanın özeti “Doğum yaparken önce içinizi sökerler sonra iğne iplikle tekrar dikerler.” di. çok korkutucu değil mi. şahsen izlerken hissettim. sanırım başıma gelmesini istemiyorum.
Film Eliette Abecassis’in otobiyografik romanından uyarlanmış. 

Filmin yönetmeni: Ünlü Fransız yönetmen Rémi Bezançon. Film Rémi Bezançon’un üçüncü uzun metrajı.

filmin diğer güzel yanları müzikleri.Bitiş şarkısıyla bu yazıyı yazmama vesile oldu. ben sevdim. sizde seversiniz umarım. tekrardan uyarmadan edemeyeceğim. “anne olacaklar izlemesin” :) Şurdan  http://www.youtube.com/watch?v=m7v9Rk1st7E en sevdiğim şarkıyı dinleyebilirsiniz.
Fragmana burdan  http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=2QTkoWUo6Qg izlemeden önce göz atın.

xoxo:)

9 Ocak 2013 Çarşamba

Kürtaj Haktır Karar Kadınların

Sabah sabah dayanamadım.sinirlerim zıpladı Ayşe Armanın yazısını okuyunca. 
Ayşe Arman'ı pek sevmem ama bu değindiği konuda tek bir harf abartması yok.
yazı şu efendim. okuyamayan varsa mutlaka okusun diye paylaşıyorum.

"Kadın doktor kürtaj olmak isteyen hastasına narkozsuz kürtaj yaptı.(doktorun kadın-yada erkek olması farketmiyor ya gerçi.Empati kuramayan kadın doktora ne demeli?)
Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman bugünkü köşesinde okuyanı altüst eden bir kürtaj hikayesine yer verdi. Devlet hastanesinde narkozsuz kürtaj edilen Eda K.B.'nin hikayesinin anlatıldığı mektupta tüyleri diken diken ifadeler yer alıyor. Kürtaj olduğu için doktorun kendisini cahillikle suçladığını, "kocanın altına yatmayı biliyorsunuz ama.." şeklinde hakaret içeren cümleler kurduğunu yazan Eda K.B., kürtaj olanları cezalandırmak için devlet hastenesinde narkozsuz kürtaj uygulandığını iddia etti.

İşte o mektup:

'İÇİMİZ ÇOK ACISA DA ALDIRMAYA KARAR VERDİK'
İki evladım var, 37 yaşındayım. Eşimle korunmamıza rağmen bir şekilde hamile kaldım. “Olurdu olmazdı” derken, içimiz çok acısa da, aldırmaya karar verdik. Çok zor bir karardı ama yaptırmak zorundaydık. Maddi olarak üçüncü bir çocuğu büyütmemiz, yetiştirmemiz mümkün değil. Çocuk demek para demek. Yok böyle bir imkânımız.

Konut kredisi almak isteyenler mutlaka tıklayın! Tam 15 bankanın en uygun kredileri Burada
Kredi Kartı Borçlarınızdan kurtulmanın zamanı gelmedimi? Arayın yardımcı olalım...
'KÜRTAJ OLMAK 750 LİRADAN BAŞLIYORMUŞ'
Böyle sakin yazdığıma bakmayın. Geçen hafta hamile olduğumu öğrenince şok yaşadım. Eşim de, en az benim kadar perişandı. Hemen fiyatları araştırmaya başladık, kürtaj olmak 750 liradan başlıyormuş, dedik ki, “Devlet hastanesine gidelim...”

'DOKTOR AÇTI AĞZINI YUMDU GÖZÜNÜ'
Salı günü bir devlet hastanesinin Aile Planlama Merkezi’ne gittim. Ultrasona aldı doktor beni. Evet, bebek vardı. Kadın doktor açtı ağzını yumdu gözünü, “İlkokul mezunuyla üniversite mezunu arasında en ufak bir fark yok. Hepiniz aynısınız!” dedi. Hekimlikten ve hasta psikolojisini anlamaktan uzak, sadece kişisel egosunu tatmine dayalı bir sürü söz sarf etti. Hiç cevap vermedim, vermek de istemedim, çünkü benim üzüntüm bana yetiyordu.

'ETEK TIRAŞI OL, BANYO YAP'
Perşembe gününe randevu verdi. Gelirken etek tıraşı olmamı, banyo yapmamı ve bir de etek getirmemi söyledi. Tuhafıma gitti. “Ha bir de gelmeden, mutlaka bir şeyler ye!” dedi. Oysa narkoz alacağımı düşündüğüm için, “Bu doğru olmaz!” diye geçirdim aklımdan.

‘KOCANIN ALTINA YATMAYI BİLİYORSUN AMA’
Perşembe sabahı erkenden kalktım ve hazırlandım, eşimle yola koyulduk. Saat tam 08.45’te hastanedeydik. Eşimi bekleme salonuna aldılar, beni de başka bir bölüme. Odada 4 kadın dık. Bir saat kadar bekledikten sonra doktor hanım geldi. Sanki çocuklarıymışız gibi, “Geçin bakim şuraya” dedi, geçtik. Üreme sistemini anlattı. Sonra da verdiği bilgilerin pekiştiğinden emin olmak adına, “Neyle korunacaksın bundan sonra?” gibi sorular sordu. Cevap veren kadına, “Madem öyle, bunu daha önce niye yapmadın?” dedi. Kadın, “Kocam...” diye geveleyince “Altına yatmayı biliyorsun ama” diye azarı bastı.

ODADAN ÇIKAN KADINLARIN YÜZÜNDEKİ DEHŞET İFADESİ
Sonra bizi ranzaların olduğu bir odaya aldılar. 4 yatak vardı 4’ü de birbirinden leş, camlar açık. Eteklerimizi giymemiz söylenince, hiç tanımadığım kadınların önünde soyundum, iç çamaşırımı çıkardım, eteğimi giydim ve sıramı beklemeye başladım. Kadınları tek tek, başka bir odaya alıyorlardı. Meğer en korkunç şey o odada yaşanacakmış da, haberim yokmuş! Ben en sonuncuydum. Odadan çıkan her kadının yüzünde dehşet ifadesi vardı ve kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Sıra bana geldi.

NARKOZSUZ KÜRTAJ
Odaya girdim. O odanın da camı açıktı, jinekoloji masası da camın yanındaydı. Uzanmam söylendi. Ben hâlâ saf bir şekilde narkozcu bekliyorum. “Herhalde bir narkozitör gelip beni uyutacak” diyorum. Masanın hemen yanında ağzı açık bir tıbbi atık çöp kovası var, içi de kanlı gazlı bez ve pamuk dolu, ona bakıyorum. Bu arada, odanın kapısı açık hasta mahremiyeti yok, isteyen istediği gibi girip çıkıyor. “Allah’ım ben n’apıyorum burada? Bu insanların arasında işim ne?” demeye kalmadan, bir spekülümün kabaca içime yerleştirilmesiyle irkildim. Meğer kürtaj yaparken ne narkoz, ne sakinleştirici, ne de ağrı kesici hiçbir şey vermiyorlarmış!

'BEBEĞİMİ, BEN KENDİMDEYKEN VAKUMLADILAR'
O an yaşadığım bedensel ve duygusal travmayı asla unutmayacağım. Ağlamaya başladım. Ki ben ketum bir insanım kolay kolay ağlamam ama rızam da olsa, gözümün önünde bebeğimin alınması, kocaman bir aletin bebeğimi ben kendimdeyken vakumlaması...

'HER ŞEYDEN NEFRET ETTİM'
Beni çok sarstı. Her şeyden nefret ettim. Kendimden, eşimden, çaresizliğimizden, bunu bana yapan insanlardan, maruz kaldığım bu iğrençlikten, bu zihniyetten... Beş dakika kadar sürdü. Masanın kenarlarını sıkmaktan avuçlarımın içi acıdı, morardı. Ayağa kalktığımda titriyordum. Kendimi tecavüze uğramış gibi hissediyordum. Zaten duygusal olarak, orada tecavüz ettiler bana.

'DEVLET KADINLARI BÖYLE CEZALANDIRIYOR'
Yaşadıklarımı şimdi değerlendirdiğimde... Kürtajın, narkoz, sakinleştirici, hatta ağrı kesici bile verilmeden yapılmasını, devletin kadınları bir tür “cezalandırma” şekli olduğunu düşünüyorum. “Benim bedenim, benim kararım diyorsunuz öyle mi? Alın size!” demek bu. Başka yerlerde, tür acı deneyimler yaşayan kadınlar var mı bilmiyorum. Ben yaşadıklarımı paylaşmak istedim, belki konu dikkatini çeker, yazarsın ve bu sayede bazı şeylerin değişmesine vesile olursun... Sevgiler. (Eda K.B.)"

İşte o mektup:
'İÇİMİZ ÇOK ACISA DA ALDIRMAYA KARAR VERDİK'İki evladım var, 37 yaşındayım. Eşimle korunmamıza rağmen bir şekilde hamile kaldım. “Olurdu olmazdı” derken, içimiz çok acısa da, aldırmaya karar verdik. Çok zor bir karardı ama yaptırmak zorundaydık. Maddi olarak üçüncü bir çocuğu büyütmemiz, yetiştirmemiz mümkün değil. Çocuk demek para demek. Yok böyle bir imkânımız.
Konut kredisi almak isteyenler mutlaka tıklayın! Tam 15 bankanın en uygun kredileri Burada Kredi Kartı Borçlarınızdan kurtulmanın zamanı gelmedimi? Arayın yardımcı olalım... 'KÜRTAJ OLMAK 750 LİRADAN BAŞLIYORMUŞ'Böyle sakin yazdığıma bakmayın. Geçen hafta hamile olduğumu öğrenince şok yaşadım. Eşim de, en az benim kadar perişandı. Hemen fiyatları araştırmaya başladık, kürtaj olmak 750 liradan başlıyormuş, dedik ki, “Devlet hastanesine gidelim...”
'DOKTOR AÇTI AĞZINI YUMDU GÖZÜNÜ'Salı günü bir devlet hastanesinin Aile Planlama Merkezi’ne gittim. Ultrasona aldı doktor beni. Evet, bebek vardı. Kadın doktor açtı ağzını yumdu gözünü, “İlkokul mezunuyla üniversite mezunu arasında en ufak bir fark yok. Hepiniz aynısınız!” dedi. Hekimlikten ve hasta psikolojisini anlamaktan uzak, sadece kişisel egosunu tatmine dayalı bir sürü söz sarf etti. Hiç cevap vermedim, vermek de istemedim, çünkü benim üzüntüm bana yetiyordu.
'ETEK TIRAŞI OL, BANYO YAP'Perşembe gününe randevu verdi. Gelirken etek tıraşı olmamı, banyo yapmamı ve bir de etek getirmemi söyledi. Tuhafıma gitti. “Ha bir de gelmeden, mutlaka bir şeyler ye!” dedi. Oysa narkoz alacağımı düşündüğüm için, “Bu doğru olmaz!” diye geçirdim aklımdan.
‘KOCANIN ALTINA YATMAYI BİLİYORSUN AMA’Perşembe sabahı erkenden kalktım ve hazırlandım, eşimle yola koyulduk. Saat tam 08.45’te hastanedeydik. Eşimi bekleme salonuna aldılar, beni de başka bir bölüme. Odada 4 kadın dık. Bir saat kadar bekledikten sonra doktor hanım geldi. Sanki çocuklarıymışız gibi, “Geçin bakim şuraya” dedi, geçtik. Üreme sistemini anlattı. Sonra da verdiği bilgilerin pekiştiğinden emin olmak adına, “Neyle korunacaksın bundan sonra?” gibi sorular sordu. Cevap veren kadına, “Madem öyle, bunu daha önce niye yapmadın?” dedi. Kadın, “Kocam...” diye geveleyince “Altına yatmayı biliyorsun ama” diye azarı bastı.
ODADAN ÇIKAN KADINLARIN YÜZÜNDEKİ DEHŞET İFADESİSonra bizi ranzaların olduğu bir odaya aldılar. 4 yatak vardı 4’ü de birbirinden leş, camlar açık. Eteklerimizi giymemiz söylenince, hiç tanımadığım kadınların önünde soyundum, iç çamaşırımı çıkardım, eteğimi giydim ve sıramı beklemeye başladım. Kadınları tek tek, başka bir odaya alıyorlardı. Meğer en korkunç şey o odada yaşanacakmış da, haberim yokmuş! Ben en sonuncuydum. Odadan çıkan her kadının yüzünde dehşet ifadesi vardı ve kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Sıra bana geldi.
NARKOZSUZ KÜRTAJOdaya girdim. O odanın da camı açıktı, jinekoloji masası da camın yanındaydı. Uzanmam söylendi. Ben hâlâ saf bir şekilde narkozcu bekliyorum. “Herhalde bir narkozitör gelip beni uyutacak” diyorum. Masanın hemen yanında ağzı açık bir tıbbi atık çöp kovası var, içi de kanlı gazlı bez ve pamuk dolu, ona bakıyorum. Bu arada, odanın kapısı açık hasta mahremiyeti yok, isteyen istediği gibi girip çıkıyor. “Allah’ım ben n’apıyorum burada? Bu insanların arasında işim ne?” demeye kalmadan, bir spekülümün kabaca içime yerleştirilmesiyle irkildim. Meğer kürtaj yaparken ne narkoz, ne sakinleştirici, ne de ağrı kesici hiçbir şey vermiyorlarmış!
'BEBEĞİMİ, BEN KENDİMDEYKEN VAKUMLADILAR'O an yaşadığım bedensel ve duygusal travmayı asla unutmayacağım. Ağlamaya başladım. Ki ben ketum bir insanım kolay kolay ağlamam ama rızam da olsa, gözümün önünde bebeğimin alınması, kocaman bir aletin bebeğimi ben kendimdeyken vakumlaması...
'HER ŞEYDEN NEFRET ETTİM'Beni çok sarstı. Her şeyden nefret ettim. Kendimden, eşimden, çaresizliğimizden, bunu bana yapan insanlardan, maruz kaldığım bu iğrençlikten, bu zihniyetten... Beş dakika kadar sürdü. Masanın kenarlarını sıkmaktan avuçlarımın içi acıdı, morardı. Ayağa kalktığımda titriyordum. Kendimi tecavüze uğramış gibi hissediyordum. Zaten duygusal olarak, orada tecavüz ettiler bana.
'DEVLET KADINLARI BÖYLE CEZALANDIRIYOR'Yaşadıklarımı şimdi değerlendirdiğimde... Kürtajın, narkoz, sakinleştirici, hatta ağrı kesici bile verilmeden yapılmasını, devletin kadınları bir tür “cezalandırma” şekli olduğunu düşünüyorum. “Benim bedenim, benim kararım diyorsunuz öyle mi? Alın size!” demek bu. Başka yerlerde, tür acı deneyimler yaşayan kadınlar var mı bilmiyorum. Ben yaşadıklarımı paylaşmak istedim, belki konu dikkatini çeker, yazarsın ve bu sayede bazı şeylerin değişmesine vesile olursun... Sevgiler. (Eda K.B.)"
haberin orjinali için http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22313236.asp

Değil kürtaj rahim ameliyatı için parça alacakları zaman bile uyuşturmuyorlar,ilaç vermiyorlar. zavallı kadınları dakikalarca çığlık attırmaktan zevk duyan sadist doktorlarla dolu devlet hastahaneleri. parası olan özel hastahaneye gidiyor.insan gibi muamele görüyor. parası olmayanı ez,azına et, yaşamaktan tiksindir. Bir de hala avrupa birliği diye ötmüyorlar mı en çok da ona sinir oluyorum. Sen önce yapman gerekeni yap vatanın için,vatandaşın için.
Bu kadar hassas bir konuda bile ittihatlı olamayan doktorların elinde kalmışız.
Aynısının benzeri annemin başına geldi. O gün o doktoru oracıkta parçalayabilirdim. Parça alıncak diye doğumhaneye götürdüler önce. sonra dakikalarca haber alamadık. Hemşireye doktora bizde dahil annemde narkoz verilecek mi? en azından lokal anestezi yapılsın dediğimizde bilmiş bilmiş "tabikide yapılacak" denildiği halde 10 dakika sonra doğumhaneden çığlık sesleri yükseldi. dedim içerde ya birini boğazlıyorlar ya bir kadıncağız normal doğum yapıyor.sonra bir hemşire çıktı dedim biri doğum mu yaptı. -yok hastadan parça alındı.
o anda işte gözü dönmek değiminin birebir kanıtı oldum. o çığlık atan annemdi. İnsanın başına gelmeyince yeterli duyarlılığa sahip olamıyor. annemin ağlayarak dışarı çıkışı,kokrkudan beti benzinin atması içimde öyle bir yara açtıki hala o anı unutamam. Bu olayın üstüne ameliyat için tabiki özel hastahaneyi tarcih ettik. Ama biz şanslıydık. Peki ya şanslı olmayanlar, Üç kuruş emekli maaşı yada asgari ücretle geçinenler. Doktor, mühendis,avukat insanda ev hanımı insan değil mi? 
1 sene sonrasında hastahane değişik,kişi değişik,şehir değişik ama aynı olayı tekrar yaşıyordum neredeyse. Bu sefer kişi teyzemdi. Yine Devlet hastahanesi vakası. Ama kötü bir şekilde deneyimlediğim için teyzemi ordan alıp hemen özele götürdüm. Madure Eda K.B gibi nice hasta vardı, nice çığlık atan kadın... 
İnsanlara aile planlaması eğitimi verilmedikçe. Cahil kocaya bakamayacağın çocuğu yapmak için karını zorlamayacaksın diye kafasına basa basa anlatmadıkça bu vakalar hep artacak. Bak yine sinirlendim. Kadının 4 çocuğu vardı. yine hamile. doktor adama bu çocuğu doğurursa karın ölecek,aldırmanız daha iyi olur diyor. Adam ölürse ölsün çocuk doğacak diye diretiyor. birde böyleleri var işte. Kadının psikolojisini,
durumunu,acısını,halini düşünen yok.
Sevgili başbakanımız saolsun millete 3 çocuk gazını verdi.hop ilerisini düşünmedi. Cahil vatandaşımız da devlet büyüğümüzdür dedi peşpeşe çocuğu sıraladı. Ne masrafını düşündü,ne karısını... Bir deli kuyuya bir taş attı 40 akıllı çıkaramadı denilen cinsten bir vatan yaratıldı.
İnsana insan gibi davranılan bir Türkiye istemek suç mu?
bırak kadın ister doğursun ister kürtaj yaptırsın... Sanane be adam. kadının"vajinası" seni mi gerdi? hoş "vajina" demekten utanan bir de bakanımız varken. daha nice kadının canı yanar,folloş olur, tecavüze uğrar...

Kürtaj haktır karar kadınların platformunda daha bunun gibi nice hikaye var. http://www.kurtajhaktir.com/anasayfa/

Artık birşeylerin farkına varsak mı?uyansak mı?

xoxo

7 Ocak 2013 Pazartesi

pamuk eller kedi evi yapsın!

malumunuz kış resmi bir şekilde girişini yaptı bünyelerimize. Dışarıda lapa lapa kar yağarken bizler sıcak yuvalarımızda camdan sıcak içeceğimizle karı izliyoruz. 
Peki dışarda canının derdinde olan yavrucaklar?
Üşenmeyelim ve sokaktaki kedi-köpek dostlarımızı düşünerek onlara basit ve yapımı kolay fakat dostlarımızı soğuktan koruyacak evler yapalım.
nasıl mı?
yapımı çok basit sevgili gençler. 
Malzemeler:
"- 1 adet karton kutu / koli
- Bir kaç adet çöp torbası 
- Koli bantı
- Bol gazete kağıdı ya da mümkünse strafor, köpük gibi ucuza hatta bedavaya bulunabilen yalıtım malzemeleri.
ve 10 dakika."


Öncelikle karton kutumuzun içine çöp poşetleriyle basit bir yalıtım yapıyoruz. Kenarlarını ve kartonların birleşme yerlerini bol bol bantlıyoruz. Ayrıca üzerine bir kaç çöp poşetiyle daha ilave yaparsak daha dayanıklı olabilir. Kutunun  içini poşetle içeri su sızdırmayacak şekilde kapladıktan sonra eğer elimizde strafor ya da köpük gibi malzemeler varsa bunları da içine yapıştırıyoruz. Kutunun içiyle işimiz bittiği zaman etrafını da kapatıp bantlıyoruz. Arkasından içine uyguladığımız poşet işlemini daha sıkı sıkıya dışına da uyguluyoruz. Arkasından kutunun geniş olan yüzeyinden kedinin girebileceği kadar bir yeri 3 tarafından kesiyoruz. En üstünü kesmezsek şöyle iyi bir tarafı olur, içeriye soğuk girmesini daha iyi engellemiş oluruz ama kedinin girip çıkabileceği kadar da rahat olmalı orası. Neyse direk kare şeklinde kesebilirsiniz de. Yalnız bu kapının yerden bir kaç santim yüksek olması daha iyi olur. Bunu da tamamladıktan sonra kutunun dibine çok ağır olmayan bir ağırlık koyarsak yuvanın devrilmesini engellemiş oluruz. İçine de kırptığımız gazete kağıtlarını attığımızda barınak tamamlanmış oluyor.

Kutuları izole etme işlemi, büyük bir kutunun içine küçük bir kutu koyup boşlukları da gazeteyle doldurmak şeklinde de olabilir.


Unutmayın yaptığınız her ev bir hayvanın hayatını kurtarabilir.
Geçen yıl iş arkadaşımla yaptığımız bu ev minik bir ailenin yaşamasını sağladı. Bu güzel yavrucak yaptığımız kedi evinde 3 güzel minik dünyaya getirdi.
unutmayın!Bazen küçük şeyler daha büyük huzur ve mutluluk verir insana.
hadi bakiim birkaç ev de siz yapın.
**Bunun daha büyüğünü yaparsanız köpüşlerde rahatça yatabilir içinde.

http://www.youtube.com/watch?v=Kr-KLGrHqPs   bu linkten de videolu yapılışı izleyebilirsiniz... bu kıyağımı unutmayın bakim..

xoxo:)


6 Ocak 2013 Pazar

lola'nın genleri

leyla ile mecnun'nu izleyenler bilirler. İsmail abinin genleri çok meşhurdur.
Bilmeyenler için aşağıda link koyuyorum bakın öğrenin. Bilmemek ayıp değil izlememek çok ayıp!

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/99224/ismail-abinin-genleri-leyla-ile-mecnun

Velasıl kelam biz ismail abiyi bi ayrı severiz leyla ile mecnunun ayrıca fanıyız. can sıkıldıkça izler güleriz felam. geçenler de yine ben böle bi saçmalarken farkettim ki bendeki bu bahtsızlık,bedevilik,beslemelik,yolgezerlik,bir yere ait olamamalık genlerden geliyormuş.
efendim bir arkadaşımızı ziyarete gidiyorduk.Dedim borcamsız olmaz. Ev ziyaretine gidiyoruz sonuçta. Velasıl gittik aldık, yola koyulduk. Derken böle Sarıyer, Bebek geçerken yol üstündeki o mikemmel, cezbedici, keşke zengin olaydık dedirtici, o da olmadı azcık fazla kazanaydık diye hayıflandırıcı o mikemmel boğaza karşı huzurlu evlerin önünden geçtik.


o anda önceki muhabbetimize döndük ve dedim ki işte zengin olmayı sırf bu yüzden bile isteyebilirim. Şöyle bir ev ve manzara ahh ne hoş ne kaa güzel. Derken aklıma geldi ve İsmail Abi moduna büründüm.
Senin ağzından çıkanla kulağının duyduğu hiç bir mi acaba. Ben o kulağın olsam düşmek isterdim, burda olmasaydım da duymasaydım derdim... 
işte geliyor...
Benim ananemde bebekte bir yalıda büyümüş. (yalan değil len valla,ananem her zaman anlatır.bugün git sor anlatsın o derece) Annesiyle babası ayrıldığında bu kıccaazı amcasının yanına vermişler. Amca zengin zübbesi. Aman okuturlar, iyi giysiler giyer, iyi yerlere gider derken bizim ananene besleme olup çıkmış. hee iyi giysiler giymiş tabi ama yengeden eziyeti de yemiş. yemeği bile evin aşçısıyla beraber  yermiş. Gel gör ki şimdi ne o yalı ne de o zenginlik kalmış. Öküz ölmüş ortaklık bitmiş. Amca ölmüş yenge de sonra ölünce çocuklar yalıyı gümletmişler. Bize de armutun sapı üzümün çöpü kalmış. diye anlatır iken bi an dank etti kafama. laaannnn beslemelik genlerimde var benim demekki, neneden geliyor bu halim,bahtsızlığım,evsizliğim, göçebeliğim diyiverdim. Ne alaka demeyin. 
şöyle ki efenim,
okul yıllarım boyunca bir bahtsızlığım hep olmuştur. üç kuruşla yaşamaya çalışırken heh tatil oluyor eve gidip bi keyif çatarım hayali kurarken sanki ben geliyorum diye annemin bütün işleri tepetaklak olurdu. tabi bende üçünbirini alırdım hep. sonra hep ev sorunum olmuştur. bi evden öteki eve olmadı ev arkadaşı ara olmadı bi arkadaşta kal. bir yerleşik yaşama geçememişimdir. okul bitti. iş hayatına atıldım. yine göçbeyim. 3 gün teyzemde 4 gün erkek arkadaşımda kalarak bir o evden bir bu eve savruldum. artık usandım ki sadece tek bir evde kalmaya başladım derken gerçekle ananemin hikayesini anlatınca yüzleştim. laaan aslında bende bir nevi beslemeyim. sadece kendi parasını kazanan:)



evet sevgili okurlar beslemelik bizden neneden gelir. biz hep göçebeymişiz demek ki:)
kariyer yapma planlarına girişmişken iş değiştireceğim zaman ilk görüşeceğim iş veren beyfendiye/hanımefendiye bu işi yapabilecek misin diye sorduğunda
piiiyy sen önce o ağzından çıkanı bir ölç, bir tart sonra kulaklarının duymasına sağla deme hakkını elde etmiş bulunmaktayım. Bizim genlerde var nede olsa :)

xoxo :)