13 Kasım 2012 Salı

KUÇUKKENSUSMASISOYLENMEYENKIZ'IN DRAMI

bunu yazmazsam içimde kalır sevgili okuyanlar.
biliyorsunuz ki uzun zamandır hiçbir bok yazmıyorum. malumunuz okul hayatım bitti. iş hayatına balıklama daldım. çok sıkıldım orası ayrı. neyse konumuz bu değil.
bugün dayanamayıp yazmamın sebebi trajikomik bir vaka. 
yıllllaaaarr öncesinde tanışıklık ettiğimiz bir arkadaşım vardı.facebook,twitter,blog,tumblr,linkedn bla bla (ne çok sosyal ağ varmış) olmadığı zamanlar böle çok cici siteler vardı. garaj.org gibi(sanırım hala var) bu site benim için belki de sosyal ağların başlangıcını oluşturuyordu.burda müzikten konuşurduk.grup kuranlar mı dersin,gitar çalan mı,yeni başlayan mı müzik bilgisiyle caka satan mı yoksa İmirc/zurna gibi hatun avlamaya çalışan mı dersin her telden user vardı. ama yine de mutluydum bende gitara yeni başlamış kategorisindeydim yani.ergeniz tabi hayatımızı müziğe endekslemişiz(şimdi babayı alıoz orası ayrı) velasıl böyle müzisyen bir arkadaş vardı.pek de severdim kendisini,muhabbetini. yıllarca sohbet muhabbet ettik. tabi bu sırada msn bebeği oldu muhabbet hızlandı felam böle iyi oldu.zamanla webcamler çıktı piyasaya.dururmuyuz gittik aldık. arkadaşlarımızla idrar yarışındayız çünkü. neyse hazır webcam de var biz bi kamera da açalım sohbete devam. oldu bide çilingir sofrası kuralım moduna girmişiz yuh ebesini durumu.neyse gel zaman git zaman sohbet gırla.üniversiteye gitmişim,6 sene geçmiş mezun olmuşun olmuş bilmem kaç yıl elemanla görüşmemişiz. ben memesenden kopmuşum. facebook,twitter,blogger alemine dalmışım.birkaç kez facebookta konuşmuşsakta albüm çalışmaları geyiğine muhabbetimiz faturası yükle gelen evin elektrik kesintisi gibi olmuş. 
sadede geliyorum darlanmayın...
birkaç saat önce izleyeceğim dizinin dolmasını beklerken(malumunuz ttnet kaplumbağa hızında fiberine soktumun) twitterda gezinmece yapıyorum. sonra bi baktım yıllardır görmediğim bu arkadaş ne olduysa benim mainpageime düşmüş. o mu lan acaba diye sayfasına girdim.aa hakkat o la dedim. neler yapıomuş lavuk diye bakarken(lavuk olduğuna emin olun) hani artık twitterda böle spacial skillsler yaptı ya main photo,isim,isim altı açıklama zımbırtıları.işte o anda beynimden vurulmuşa döndüm ve printscreen aldım. siz sevgili okuyucularla da paylaşmaktan çekinmiyorum.

rencide edip etmemek arasında inci bir çizgide olduğumdan şimdilik sadece isim altındaki açıklama kısmını paylaşıyorum.
yaaa şerroo, ergenlikten çıkamamış göt,lan lavuk sen nasıl bi insansın lan? hiç mi kendini bulamadın,hiç mi yaratıcı zekan yok? ne bilim lan hiç mi arkadaşın yok?
bak ne demiş sevgili pop prensi tarkan ağabeyimiz "başkası olma kendin ol,böyle çok daha güzelsin"
yaa bide müzisyen olucan.. sen o şarkıları anca külahıma yaz benim. At tepsin seni inşallah!
sudan çıkmış balık ol,çöle düşte bi damla su verenin olmasın, berbere git abi ucundan azcık de de o berber 0 traş yapsın sana,kışın sümüklerin durmadan aksın tamponla gezmek zorunda kal..daha ne diim sana ben..

İşte böle sevgili okuyanlar adamın sayfasına bakıp aynen şokingen olan KÜÇÜKKENSUSMASISOYLENMEYENKIZ bu sayede sahalara geri döner.
esen kalın,
beni özleyin

11 Ekim 2011 Salı

yalnız bir hikaye...

tan vaktinin ağırmasıyla ortaya çıkan yeşillik ve sessizliğin yaydığı iç huzur, en az limon ağacına bakarken veren huzur gibiydi.
doğduğunda ondaki farklılığı ebeveynleri anlayamamıştı ama büyüdükçe yaşıtlarına göre farklı olduğunun bilincine varacaktı elbet. Daha doğacağı zaman aksilikler başlamıştı.İstememişti belkide bu hayata gelmeyi.hissetmiş miydi yoksabulunduğu yer daha mı rahattı bilinmez ama hayata göz kırpmamak için savaş vermişti adeta.sonunda doğmuştu.bur bir yenilgi miydi yoksa istemsiz bir zafer mi kararsız kaldı hep.
Bebeklikten belliydi başınabuyruk olacağı.hani derler ya adam olacak çocuk bokundan bellidir diye o hesaptı bizimkide. inatçılığı,lanetliği daha bebekken başlamıştı. Ağlamazdı öyle yaştaşları gibi inadıyla başarabileceğinin farkındaydı herhalde ki bilinçsizce de bunu yapıyordu. yıllar ardı ardına durmaksızın ilerlerken büyüdü,büyüdüü,büyüdü. e nihayettinde aşkın varlığını öğrendi.ama nasıl,kime,nerde aşık olacaktı? filmler izledi,romanlar okudu.her karede her satırda başrole kendini koydu. bazen romantik,marur  bazen de  deli dolu,çılgın oldu. Günün her saatinde hayal dünyasında yaşayabilirdi. kiminle nerede olduğu önemsizdi.sadece hayal kurmaya başlaması yetiyordu. o anda farklı bir dünyanın kapısı açılıp gerçek hayattan çooktan uzaklaşmış oluyordu. bu kurmaca dünyada bazen hiç tanışmadığı çocukluk arkadaşına,okul arkadaşına ya da iş arkadaşına aşık olurdu. mağrur,kaçamak bakışlar,söylemek isteyip söylenemeyen sözler,ilk elele tutuşma,ilk öpücüğün heycanını yaşardı dünyasında.birden yüzünde bir mutluluk belirir.sonra gerçek hayata dönerdi.sanki o hayal kurdukça zaman duruyor gibi olurdu ve birden devam etmeye başlardı. gerçek dünyada böyle aşkların olamayacağını biliyordu. yine de hayal kurmak güzeldi ve umut etmesini sağlıyor olması  fazlasıyla mutlu ediyordu..

21 Eylül 2011 Çarşamba

tükenmişliğin tam ortasında

büyümeseydik hiç hep çocuk kalsaydık..

tam bir bunalımlı ergen girişi oldu bu değil mi?varsın olsun hiçbir yerimde değil... kara,kapra bir kuyunun içinde gibiyim.sağa git aynı sola git aynı,aşşağısı yukarısı hep aynı... ayçiçeği gibi boynu bükük güneşi bekler oldum da haberin yok heyhat...
hep bir yarış halinde olduk.doğduk büyüdük okula başladık.dersler sınavlar.ilkokul ortaokul lise üniversite sınav da sınav.ee yarış bitti şimdi nolcak derken sudan çıkmış balığa döndük...
tükenmişliğin tam ortasında bir yerlerde dirilmeyi bekleyen mumya,kraliçe,tanrıça belki de sadece bir insan olduğunun farkına varılmasını bekleyen küçük bir kız çocuğu..

27 Temmuz 2011 Çarşamba

like a Avatar: the last airbender

geçen düşünüyordum da Türkiye çokcana "avatar the last airbender"a benziyor. hani 4 ulus vardı 
su
ateş
toprak
hava
Türkiye'de tıpkı böyle değil mi?(hatta daha da fazlası)
Avatar'da ateş ulusu pek bi ateş alıyorlardı hani(izleyenler bilirler) Türkiye'de de bazı zümreler tıpkı ateş ulusu gibi pek bi ateş alıyorlar...bir coşmalar efenime söyleyim bir artizlikler felam böyle... tam bu benzerliği düşünürken bi avatar da Türkiye'ye gerekiyor diye içimden geçirdim. ama avatar: the last airbender'da olduğu gibi bol kanlı,savaşlı bitmesin filmin sonu(bu da iyi niyet dileğim olsun)


hadi büküşelim:))))

23 Mayıs 2011 Pazartesi

torba değil ki büzesin!



gece gece dellendim evet..insanlar torba değilki büzüp bir çöpe atalım.. bu ne fıtratsızlık arkadaş.. herkes aşk böcüsüü herkes sevda çiçeği.. yalandan yere sevgi kelebekleri olmayın lan bi.akıllı olun ayık olun.. hayat bu değil. aşksız da yaşanıyor, bunu bi kavrayın.. iki hafta önce başkasına aşkım sevgilim bebeim bitanem sensiz olamamlar.. 1 hafta ara.. bu arada tabi aşka sevgiye türlü türlü küfretmeler çemkirmeler.1 hafta sonra.. yine başka birine aşkım sevgilim otum bokum püsürüm.. bu ne laan. bu nası mantelite.. arkadaş çok mu açsınız aşka sevgiye. ne bilim erkeksiz, hatunsuz yaşayamıyor musunuz.. etrafınıza bir dönüp bakın.. hayatta daha hakiki şeyler var. mesela ilim gibi fen gibi.. tamam size ağır kaçtı. kolay yerden örnek vericem. gidip otlayın,oturun oyun hamurundan evler yapın,elişi kağıtlarından hasır örün.. ne bilim lan yapın bişiler. vatana millete hayırlı okun... öncelikle de bi insan olun arkadaş..çekemediğimden değil.. midemin kaldıramadığından buraya kusuyorum sinirimi.. düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır demiş Eflatun.. peki kaçımız düşünüyoruz???