6 Ocak 2013 Pazar

lola'nın genleri

leyla ile mecnun'nu izleyenler bilirler. İsmail abinin genleri çok meşhurdur.
Bilmeyenler için aşağıda link koyuyorum bakın öğrenin. Bilmemek ayıp değil izlememek çok ayıp!

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/99224/ismail-abinin-genleri-leyla-ile-mecnun

Velasıl kelam biz ismail abiyi bi ayrı severiz leyla ile mecnunun ayrıca fanıyız. can sıkıldıkça izler güleriz felam. geçenler de yine ben böle bi saçmalarken farkettim ki bendeki bu bahtsızlık,bedevilik,beslemelik,yolgezerlik,bir yere ait olamamalık genlerden geliyormuş.
efendim bir arkadaşımızı ziyarete gidiyorduk.Dedim borcamsız olmaz. Ev ziyaretine gidiyoruz sonuçta. Velasıl gittik aldık, yola koyulduk. Derken böle Sarıyer, Bebek geçerken yol üstündeki o mikemmel, cezbedici, keşke zengin olaydık dedirtici, o da olmadı azcık fazla kazanaydık diye hayıflandırıcı o mikemmel boğaza karşı huzurlu evlerin önünden geçtik.


o anda önceki muhabbetimize döndük ve dedim ki işte zengin olmayı sırf bu yüzden bile isteyebilirim. Şöyle bir ev ve manzara ahh ne hoş ne kaa güzel. Derken aklıma geldi ve İsmail Abi moduna büründüm.
Senin ağzından çıkanla kulağının duyduğu hiç bir mi acaba. Ben o kulağın olsam düşmek isterdim, burda olmasaydım da duymasaydım derdim... 
işte geliyor...
Benim ananemde bebekte bir yalıda büyümüş. (yalan değil len valla,ananem her zaman anlatır.bugün git sor anlatsın o derece) Annesiyle babası ayrıldığında bu kıccaazı amcasının yanına vermişler. Amca zengin zübbesi. Aman okuturlar, iyi giysiler giyer, iyi yerlere gider derken bizim ananene besleme olup çıkmış. hee iyi giysiler giymiş tabi ama yengeden eziyeti de yemiş. yemeği bile evin aşçısıyla beraber  yermiş. Gel gör ki şimdi ne o yalı ne de o zenginlik kalmış. Öküz ölmüş ortaklık bitmiş. Amca ölmüş yenge de sonra ölünce çocuklar yalıyı gümletmişler. Bize de armutun sapı üzümün çöpü kalmış. diye anlatır iken bi an dank etti kafama. laaannnn beslemelik genlerimde var benim demekki, neneden geliyor bu halim,bahtsızlığım,evsizliğim, göçebeliğim diyiverdim. Ne alaka demeyin. 
şöyle ki efenim,
okul yıllarım boyunca bir bahtsızlığım hep olmuştur. üç kuruşla yaşamaya çalışırken heh tatil oluyor eve gidip bi keyif çatarım hayali kurarken sanki ben geliyorum diye annemin bütün işleri tepetaklak olurdu. tabi bende üçünbirini alırdım hep. sonra hep ev sorunum olmuştur. bi evden öteki eve olmadı ev arkadaşı ara olmadı bi arkadaşta kal. bir yerleşik yaşama geçememişimdir. okul bitti. iş hayatına atıldım. yine göçbeyim. 3 gün teyzemde 4 gün erkek arkadaşımda kalarak bir o evden bir bu eve savruldum. artık usandım ki sadece tek bir evde kalmaya başladım derken gerçekle ananemin hikayesini anlatınca yüzleştim. laaan aslında bende bir nevi beslemeyim. sadece kendi parasını kazanan:)



evet sevgili okurlar beslemelik bizden neneden gelir. biz hep göçebeymişiz demek ki:)
kariyer yapma planlarına girişmişken iş değiştireceğim zaman ilk görüşeceğim iş veren beyfendiye/hanımefendiye bu işi yapabilecek misin diye sorduğunda
piiiyy sen önce o ağzından çıkanı bir ölç, bir tart sonra kulaklarının duymasına sağla deme hakkını elde etmiş bulunmaktayım. Bizim genlerde var nede olsa :)

xoxo :)

13 Kasım 2012 Salı

KUÇUKKENSUSMASISOYLENMEYENKIZ'IN DRAMI

bunu yazmazsam içimde kalır sevgili okuyanlar.
biliyorsunuz ki uzun zamandır hiçbir bok yazmıyorum. malumunuz okul hayatım bitti. iş hayatına balıklama daldım. çok sıkıldım orası ayrı. neyse konumuz bu değil.
bugün dayanamayıp yazmamın sebebi trajikomik bir vaka. 
yıllllaaaarr öncesinde tanışıklık ettiğimiz bir arkadaşım vardı.facebook,twitter,blog,tumblr,linkedn bla bla (ne çok sosyal ağ varmış) olmadığı zamanlar böle çok cici siteler vardı. garaj.org gibi(sanırım hala var) bu site benim için belki de sosyal ağların başlangıcını oluşturuyordu.burda müzikten konuşurduk.grup kuranlar mı dersin,gitar çalan mı,yeni başlayan mı müzik bilgisiyle caka satan mı yoksa İmirc/zurna gibi hatun avlamaya çalışan mı dersin her telden user vardı. ama yine de mutluydum bende gitara yeni başlamış kategorisindeydim yani.ergeniz tabi hayatımızı müziğe endekslemişiz(şimdi babayı alıoz orası ayrı) velasıl böyle müzisyen bir arkadaş vardı.pek de severdim kendisini,muhabbetini. yıllarca sohbet muhabbet ettik. tabi bu sırada msn bebeği oldu muhabbet hızlandı felam böle iyi oldu.zamanla webcamler çıktı piyasaya.dururmuyuz gittik aldık. arkadaşlarımızla idrar yarışındayız çünkü. neyse hazır webcam de var biz bi kamera da açalım sohbete devam. oldu bide çilingir sofrası kuralım moduna girmişiz yuh ebesini durumu.neyse gel zaman git zaman sohbet gırla.üniversiteye gitmişim,6 sene geçmiş mezun olmuşun olmuş bilmem kaç yıl elemanla görüşmemişiz. ben memesenden kopmuşum. facebook,twitter,blogger alemine dalmışım.birkaç kez facebookta konuşmuşsakta albüm çalışmaları geyiğine muhabbetimiz faturası yükle gelen evin elektrik kesintisi gibi olmuş. 
sadede geliyorum darlanmayın...
birkaç saat önce izleyeceğim dizinin dolmasını beklerken(malumunuz ttnet kaplumbağa hızında fiberine soktumun) twitterda gezinmece yapıyorum. sonra bi baktım yıllardır görmediğim bu arkadaş ne olduysa benim mainpageime düşmüş. o mu lan acaba diye sayfasına girdim.aa hakkat o la dedim. neler yapıomuş lavuk diye bakarken(lavuk olduğuna emin olun) hani artık twitterda böle spacial skillsler yaptı ya main photo,isim,isim altı açıklama zımbırtıları.işte o anda beynimden vurulmuşa döndüm ve printscreen aldım. siz sevgili okuyucularla da paylaşmaktan çekinmiyorum.

rencide edip etmemek arasında inci bir çizgide olduğumdan şimdilik sadece isim altındaki açıklama kısmını paylaşıyorum.
yaaa şerroo, ergenlikten çıkamamış göt,lan lavuk sen nasıl bi insansın lan? hiç mi kendini bulamadın,hiç mi yaratıcı zekan yok? ne bilim lan hiç mi arkadaşın yok?
bak ne demiş sevgili pop prensi tarkan ağabeyimiz "başkası olma kendin ol,böyle çok daha güzelsin"
yaa bide müzisyen olucan.. sen o şarkıları anca külahıma yaz benim. At tepsin seni inşallah!
sudan çıkmış balık ol,çöle düşte bi damla su verenin olmasın, berbere git abi ucundan azcık de de o berber 0 traş yapsın sana,kışın sümüklerin durmadan aksın tamponla gezmek zorunda kal..daha ne diim sana ben..

İşte böle sevgili okuyanlar adamın sayfasına bakıp aynen şokingen olan KÜÇÜKKENSUSMASISOYLENMEYENKIZ bu sayede sahalara geri döner.
esen kalın,
beni özleyin

11 Ekim 2011 Salı

yalnız bir hikaye...

tan vaktinin ağırmasıyla ortaya çıkan yeşillik ve sessizliğin yaydığı iç huzur, en az limon ağacına bakarken veren huzur gibiydi.
doğduğunda ondaki farklılığı ebeveynleri anlayamamıştı ama büyüdükçe yaşıtlarına göre farklı olduğunun bilincine varacaktı elbet. Daha doğacağı zaman aksilikler başlamıştı.İstememişti belkide bu hayata gelmeyi.hissetmiş miydi yoksabulunduğu yer daha mı rahattı bilinmez ama hayata göz kırpmamak için savaş vermişti adeta.sonunda doğmuştu.bur bir yenilgi miydi yoksa istemsiz bir zafer mi kararsız kaldı hep.
Bebeklikten belliydi başınabuyruk olacağı.hani derler ya adam olacak çocuk bokundan bellidir diye o hesaptı bizimkide. inatçılığı,lanetliği daha bebekken başlamıştı. Ağlamazdı öyle yaştaşları gibi inadıyla başarabileceğinin farkındaydı herhalde ki bilinçsizce de bunu yapıyordu. yıllar ardı ardına durmaksızın ilerlerken büyüdü,büyüdüü,büyüdü. e nihayettinde aşkın varlığını öğrendi.ama nasıl,kime,nerde aşık olacaktı? filmler izledi,romanlar okudu.her karede her satırda başrole kendini koydu. bazen romantik,marur  bazen de  deli dolu,çılgın oldu. Günün her saatinde hayal dünyasında yaşayabilirdi. kiminle nerede olduğu önemsizdi.sadece hayal kurmaya başlaması yetiyordu. o anda farklı bir dünyanın kapısı açılıp gerçek hayattan çooktan uzaklaşmış oluyordu. bu kurmaca dünyada bazen hiç tanışmadığı çocukluk arkadaşına,okul arkadaşına ya da iş arkadaşına aşık olurdu. mağrur,kaçamak bakışlar,söylemek isteyip söylenemeyen sözler,ilk elele tutuşma,ilk öpücüğün heycanını yaşardı dünyasında.birden yüzünde bir mutluluk belirir.sonra gerçek hayata dönerdi.sanki o hayal kurdukça zaman duruyor gibi olurdu ve birden devam etmeye başlardı. gerçek dünyada böyle aşkların olamayacağını biliyordu. yine de hayal kurmak güzeldi ve umut etmesini sağlıyor olması  fazlasıyla mutlu ediyordu..

21 Eylül 2011 Çarşamba

tükenmişliğin tam ortasında

büyümeseydik hiç hep çocuk kalsaydık..

tam bir bunalımlı ergen girişi oldu bu değil mi?varsın olsun hiçbir yerimde değil... kara,kapra bir kuyunun içinde gibiyim.sağa git aynı sola git aynı,aşşağısı yukarısı hep aynı... ayçiçeği gibi boynu bükük güneşi bekler oldum da haberin yok heyhat...
hep bir yarış halinde olduk.doğduk büyüdük okula başladık.dersler sınavlar.ilkokul ortaokul lise üniversite sınav da sınav.ee yarış bitti şimdi nolcak derken sudan çıkmış balığa döndük...
tükenmişliğin tam ortasında bir yerlerde dirilmeyi bekleyen mumya,kraliçe,tanrıça belki de sadece bir insan olduğunun farkına varılmasını bekleyen küçük bir kız çocuğu..

27 Temmuz 2011 Çarşamba

like a Avatar: the last airbender

geçen düşünüyordum da Türkiye çokcana "avatar the last airbender"a benziyor. hani 4 ulus vardı 
su
ateş
toprak
hava
Türkiye'de tıpkı böyle değil mi?(hatta daha da fazlası)
Avatar'da ateş ulusu pek bi ateş alıyorlardı hani(izleyenler bilirler) Türkiye'de de bazı zümreler tıpkı ateş ulusu gibi pek bi ateş alıyorlar...bir coşmalar efenime söyleyim bir artizlikler felam böyle... tam bu benzerliği düşünürken bi avatar da Türkiye'ye gerekiyor diye içimden geçirdim. ama avatar: the last airbender'da olduğu gibi bol kanlı,savaşlı bitmesin filmin sonu(bu da iyi niyet dileğim olsun)


hadi büküşelim:))))